Mehmet ARSLAN

SAPANLI KÖYÜ MUHTAR ADAYI

14 Comments

  1. 1
    satılmış Says:

    katıp sen napmıssın yav cok cıks olmussun aman dıkkat et nazar neyım degmesın hazıranda kısmet olursa gelcem ınsallah herseye ragmen safak 176 havada can cekısıyo

  2. 2
    mehmet arslan Says:

    tabi şık olcam gömlek 86 $ pantolon 126 $ kemer 25$ ayakkabı 225 $ şekilim her zaman

  3. 3
    kibele Says:

    Bunlar çok seviyesiz muhabbetler,saygıdeğer yasin kardeşim şu argo konuşmaları ve seviyesiz şakaları sil lütfen.Köyümüzdeki gençlerin ne kadar argo konuştukları ve malesef okuldan ve eğitimden hiç nasiplenmedikleri ortaya çıkıyor…Bir insanın şakası bile güzel olmalı…Sapanlının insanları güzel ama malesef okuma ve yazma ile işleri yok…Bence yasin sanada bir öneri bir anket düzenlermisin, köyümüzde kaç üniversite mezunu yada okuyanı var şuan,bunu gerçekten merak ediyorum,ilgilenirsen çok sevinirim….Tüm köylülerimize sevgiler,bir hemşehriniz….

  4. 4

    Sayfadaki yorumlar silindi. Köyümüzde okuma oranı bahsettiğiniz gibi düşük. Ancak bu sayfada arkadaşlar kendi aralarında bazı espriler yapıyolar ve eğleniyolar. Sonuçta bu siteyi ben kurdum ama bu arkadaşlar da canlandırdı. Her yazılana çizilene birşey söylesem hem bana kırılırlar hemde sitenin popülerliği emin olun bir hayli azalır ki şimdi zaten o durumda. Bu sayfadaki yorumlarda baya eski yazılmış yorumlardı ama ben yinede isteğiniz üzerine temizledim. Yalnız sizi de uyarayım ki yorumlarını sildiğim arkadaşlar size kim olduğunuzu soracaklardır ve sizinde tahsilinizi öğrenmek isteyeceklerdir bu da onların hakları…

  5. 5
    mehmet Says:

    hayır yaniiii kibelemisin kelebek misin sapanlı köyünde argo şakalardamı sana kaldı git kendi köyüne bak ne oluyo ne bitiyo saygı var edebiyat var olmazki git adanada damda yakalanan eşşekler ne olacak . sahte cürük raporu ne olacak . bunlara kafa yor biraz

  6. 6
    kibele Says:

    Değerli Mehmet kardeşim ve saygıdeğer Yasin kardeşim lütfen beni yanlış anlamayın,amacım kimseyi kırmak yada eleştirmek değil,ben bu sitenin müptelasıyım ,sık sık girer bakarım,köylülerimizden haberler alırım…Kızdığım şey şu sadece,2010 yılının ve Ankara’nın güzel bir köyünün insanlarıyız ve Türkiye’de birçok kişiye nasip olmayacak bir şansa sahibiz ki,başkentin orta yerindeyiz…Zaman akıp geçiyor ama malesef bizim köylüler hiç değişmiyor…Hala aynı laflar ve aynı yaşantılar,elin adamı bir mum ışığı ile üniversite sınavında tıpı kazanıyor iken bizimkiler Ankara nın göbeğinde hala kendi kabuklarını kırıpta,bir yere gelmek için çaba harcamıyorlar,Allah ana babalarımızdan razı olsun bizi bugünlere zor şartlarda getirdiler,ama malesef gençlerimiz büyüklerine layık değiller,ana babalarının onlardan beklentileri nedir,okuyup iyi bir yere gelmeleri,ama onlar boşvermişlik içinde…Bunu görmek beni çok üzüyor…Milletin çoluğu çocuğu uyanık ve gayretli,azimli ve çalışkan iken bizim köyün gençleri hiç ama hiç umursamıyorlar hayatı ve geleceği,sorarım size geçmişten bugüne Sapanlı köyü insanında ne gibi bir değişim var…İyi kalpli olmak yetmez,çalışkan ve başarılı olmak da lazım…Mehmet kardeşim belkide akrabayız,yani Adanalı değilim,filmini bile izlemem,Yasin bu arada seni çok seviyorum,çok güzel site yapmışsın ve anlayışın için çok teekkür ederim….

  7. 7

    Yazdıklarınızın tamamına katılıyorum. Ancak bu sorunlar yalnızca bu sayfada yorum yapan ve argo ifadeler kullanan arkadaşların değil, köyümüz gençlerinin genel bir sorunudur. Bu sebeple burada yorum yazan arkadaşların size tepki verebilceğini belirttim. Sonuçta insanların kişisel tercihleri ancak daha zor imkanlara sahip olup çalışıp başarılı olarak bir yerlere gelen insanların yanında bizlerin başkentin göbeğinde her türlü imkana sahip olmamıza rağmen bilinçsiz bir şekilde çaba göstermememiz en büyük hatalarımızdandır. Köyümüz gençleri ya baba parasına güvenip okumamakta ya da genç yaşlarda tecrübesizlik nedeniyle eğitime önem vermemektedirler. Bizler elimizden geldiğince örnek olmaya çalışsakta malesef önemli bir gelişme sağlayamadık. Hemen her evde değil bilgisayar internet bile var. Ancak sorun yaşayıp benden yardım isteyenlerin %80 i ya oyun açamıyor yada facebook a giremiyor. Ben şu konuyu araştırdım ama bulamadım diyenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez.Umarım bu böyle devam etmez… Şimdilik bunu dilemekten başka yapacak pek bir şey yok…

    Bu arada siteye göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı da teşekkür ederim…Şunu da söylemeden geçemeyecem keşke gerçek isminizi kullansaydınız da bizde kiminle konuştuğumuzu bilseydik…

  8. 8
    kibele Says:

    Sevgili Yasin kardeşim,benimle aynı görüş içinde olman ve bu sorunu görmen beni çok mutlu etti,zaten ben bu sitedeki köylülerimizin değil tüm köylülerimizin tutumundan dertliyim,kimsenin bu konuda alınganlık göstermesine gerek yok,bu eleştirilere ben ve ailem de dahiliz,yani bizim köyümüzün havasından mıdır,suyundan mıdır bilemiyorum ama eğitim oranımız çok düşük…Fakat asıl üzücü olan gençlerimizin bu durumu hiç ciddiye almamaları,bakıyorum hepsinde bir Polat Alemdar havaları…Bir ciddiyetsizlik,yani dünyayı sel almış ördeğe vız gelmiş…Yarın hepsi ana baba olduklarında kendi çocuklarının dünyasıda onlarınki gibi dar ve küçük olacak,e bu durumda bizim köyümüz de senelerin getirdiği tek bir değişim köyden kente göç olmuş olacakki bu da çok acı….Şehirde otur ama hala Sapanlı da ki gibi bir yaşam sür…O zaman kente neden geldik ki…Kent hayatının nimetlerini neden elimizin tersiyle itiyoruzki…Yada kent hayatının neden kolay ve gereksiz özelliklerini yaşamayı tercih ediyoruz…Biraz bilim,din,teknoloji,sosyal yaşam,siyaset v.b. konulardanda nasiplensek ya… Açıkçası ben bizim köyün bir sitesi oldunu duyduğumda şaşırmıştım,ve sitenin güzelliğini görünce daha da şaşırdım,dedim ki helal olsun bizim köyde de yetenekli ve bilgili gençler varmış,sevinmiştim açıkçası…Ne diyelim inşallah bu eğitim yoksunluğu ateşi sıçrayıpta yangın olup köyümüzü daha fazla yakmaz….Çünkü gençlerimiz bana hiç umut vermiyor ve Sapanlı köyü insanları kendilerini hiç geliştirmiyor…Sevgiyle kal…

    • 9
      serkan arslan Says:

      teşekkür edrim

    • 10
      serkan arslan Says:

      SAYIN KİBELE,DEĞERLİ KARDESİM YASİN;bende site müptelası olarak heyecanla yazışmalarınızı okuyorum,ve katılmaya karar verdim.Dertlerinizle bende dertleniyorum.Sapanlı bizim köyümüz,sitede yazışan genler yeğenlerim,akraba kardeşlerim,onlarla gurur duyuyorum.Evet birbirimize hatırlatılması gereken ahlaki manevi değerlerimiz var,görgü kurallarımız var,gelenek göreneklerimiz var.Bİz bunları söyleyerek yaptırmaktan çok yaşayarak yaptırmaya çalışalım.Ben de şentepe de büyüdüm,istanbulda üniversite okudum,onbir yıldır yozgatta öğretmenim.Bu günden sonra sitemizi daha canlı hale bizler getirelim.Ama hiç bir gencimiz ayrılmasın herkes görüş ve düşüncelerini açıkça ifade etsin.Ben inanıyorum ki biz ahlaki kurallar çerçevesi için de yazışırsak,resimlendirirsek,yeğenlerimde kardeşlerimde abilerimde akrabalarımda uyum sağlar.Herkes bu değerlerimizi çok iyi biliyor ama şarj etkisine hepimizin ihtiyacı var.HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDRİM

  9. 11

    Ankara gibi bir şehirde yaşamış olsakta bulunduğumuz mevki Şentepe’de köylülerimizin neredeyse %70 i ikamet etmekte. Bu yüzden köy kültürümüz de hiç kopmadan devam etmektedir. Haliyle büyüklerin kendi aralarındaki konuşmaları malesef çocuklara da bir nebze yansımakta. Tabi tüm bunlar okumamaya bahane değil. Zaten buna hiç birşey bahane olmamalı. Bilmiyorum haberiniz varmı ama köyümüzde gizliden gizliye bir okuma alışkanlığı da yavaş yavaş baş gösteriyor. Örneğin ben Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi yeni mezunu ve şuan avukatlık stajına başlamış biriyim. Köylülerimizden üniversite okuyan benim bildiğim Hemşirelik, Bilgisayar Mühendisliği, Öğretmenlik, Kimya, Halkla İlişkiler, Su ürünleri gibi bölümlerde okuyan veya yeni mezun olan arkadaşlarımız var. Umarım bu seri devam eder ve bizden de birileri çıkar.Serkan abininde dediği gibi umarım arkadaşlarımızda bundan sonra eğlenirken, düşüncelerini belirtirken biraz daha dikkatli olurlar ve kardeşçe başlayan ortamımız bu doğrultuda devam eder…

    Sitemizi sürekli ziyaret edip sesini çıkarmayan diğer kardeşlerim,abilerim,ablalarım; kusura bakmayın ama sizlerde de biraz hata var. Bu sitede yorum yazan arkadaşlar üç aşşağı beş yukarı belli. Sizlerde buraya giriyosunuz resimlere bakıyosunuz bişeyler yazmıyorsunuz. Ee diğer arkadaşlarda zannediyor ki meydan benim yazıym da yazıym… Yani sitede yorum yazanı kınamıyoruz, eleştirmiyoruz. Neden sizlerde burada bişeyler yazmayasınızki?

  10. 12
    kibele Says:

    Yasin kardeşim,bak şimdi inan ki çok gururlandım,ömür boyu başarılar seninle olsun…Bizim görmek istediğimiz tablolar ve haberler bunlar işte,ben başka bir şehirde yaşıyorum,köylülerimizle ilgili bilgileride ailemizden ve sitenden alıyoruz,e sen bizi bilgilendir bizlerde bilelim ve göğsümüzü kabartalım…Şimdi sitende bu üniversitelileri yada mezunlarını toplayabilirsen köylülerimizde bakıp bilgilenirler,hatta küçükler için de belki bu tabloya girmek bir hedef olur he ne dersin,mesela tablonun ismide gurur tablomuz olsa…Okuyan yada okumuş gençlerimizi yada büyüklerimizi bilmek,görmek çok hoş olur…Hadi bakalım sen bu yönde bi adım at sonuç ne olacak bakalım ama şunu bil bizden hep destek.Sitenin müptelasıyız….

  11. 13
    kibele Says:

    Ne yapardiniz? Karari siz verin. Komik bir cümle beklemeyin, çünkü yok.
    Yine de okuyun. Sorum şu: Aynı kararı siz verir miydiniz?

    Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul
    icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası
    katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula
    kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu:
    ‘Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel
    bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların
    öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi
    anlayamıyor. Oğlumda doğal olması
    gereken şeyler nerede?’

    Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.

    Baba devam etti. ‘Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli
    Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme
    fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde
    kendini gösteriyor.’

    Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:

    Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball
    oynadıklarını gördüler.
    Shay sordu, ‘Acaba oynamama izin verirler mi?’
    Shay’in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında
    oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin
    verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen
    başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu
    vereceğini de biliyordu.
    Shay’in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey
    beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle
    danışabileceği birilerine baktı ve sonra ‘Şu anda 6 sayı gerideyiz ve
    oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu
    turda vurucu olarak sokmaya çalışırım’ dedi.

    Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir
    gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak
    duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı
    babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay’in takımı
    birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında
    Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç
    top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve
    babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman
    bir gülümseme vardı.
    Dokuzuncu turun sonunda Shay’in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün
    kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma
    sırası Shay’e gelmişti.

    Bu noktada Shay’in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini
    mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay’e sopayı verdiler. Herkes
    topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın
    topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.

    Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını
    bir kenara bırakarak Shay’e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç
    adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay’e doğru fırlattı. İlk
    topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç
    adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay’e doğru
    attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru
    vurdu.

    Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına
    kolaylıkla atabilecek ve Shay’i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.

    Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer
    takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.
    Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, ‘Shay, ilk
    kaleye koş, ilk kaleye koş!’ Shay hayatında hiç bu kadar uzağa
    koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle
    yere çöktü.

    Herkes bağırmaya devam etti, ‘İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş’
    Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye
    geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı …
    takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde
    tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının
    niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki
    arkadaşının başının üzerinden attı.

    Herkes bağırıyordu, ‘Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay’

    Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru
    döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, ‘Üçüncüye koş! Shay,
    üçüncüye koş!’

    Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa
    kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, ‘Shay, hepsini koş! Hepsini koş!’ Shay
    hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes
    tarafından alkışlandı.

    ‘O gün’, dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,
    ‘iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık
    getirmeyi başardılar’.

    Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu
    ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları
    içinde onu kucakladığını asla unutmadı.

    Son NOKTA: E-mail ile hiç düşünmeden binlerce fıkra yolluyoruz, ama
    hayattaki seçimler konusunda mesaj olduğunda insanlar tereddüt
    ediyorlar.

    Bunu size yollayan kişi hepimizin bir farklılık yapabileceği inancını
    taşıyor. Hepimizin her gün binlerce fırsatı olabiliyor ‘doğal olan
    şeyleri’ gerçekleştirmek için.

    Bilgin bir adam bir zamanlar demişki: Her toplum, kendilerinden daha
    az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.

    Şimdi iki seçeneğiniz var:
    1. Delete (Sil)
    2. Forward (İlet)

    Gününüz bir Shay günü olsun!

  12. 14

    Bahsettiğim bölümlerde okuyan arkadaşların bazılarıyla tanışmıyoruz. Ama kazandıklarını yada okuduklarını duydum. Hafta sonu köydeyim ve internet malesef yok. Köyden dönüşte söylediğiniz gibi bir tablo yapıp gençleri de bu tabloya girmeye özendirmek için bir çalışma yapıcam. Benim bildiklerim dışında okuyan arkadaşlar varsa lütfen bilgilerini versinler…


RSS Feed for this entry

Leave a Comment